
Chief Executive Officer

UYAP’ta dava açarken yanlış mahkemenin seçilmesi, özellikle yoğun dosya trafiği olan hukuk departmanlarında karşılaşılabilecek kritik işlem hatalarından biridir. Bu hata her zaman davanın doğrudan geçersiz olduğu anlamına gelmez; sürecin nasıl ilerleyeceği, hatanın görev, yetki, dava türü, yer mahkemesi veya tevzi aşamasıyla ilgili olup olmadığına göre değişir.
Yanlış mahkemeye açılan davalarda mahkeme, dosyanın kendi görev veya yetki alanına girip girmediğini değerlendirebilir. Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilirse, dosyanın doğru mahkemeye gönderilmesi için belirli usulî adımların ve sürelerin takip edilmesi gerekir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 20. maddesi, görevsizlik veya yetkisizlik kararı sonrası taraflardan birinin belirli başlangıç tarihlerine göre iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak dosyanın görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerektiğini düzenler; aksi hâlde davanın açılmamış sayılmasına karar verilebilir.
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Yanlış mahkemeye dava açılması, görevsizlik, yetkisizlik, süreler ve dosya gönderme süreçleri somut dosyanın niteliğine göre değişebilir. Hukuki işlem yapmadan önce ilgili mevzuat ve uzman hukukçu değerlendirmesi dikkate alınmalıdır.
UYAP’ta yanlış mahkemeye dava açılması, dava açılışında seçilen mahkemenin uyuşmazlığı incelemeye uygun olmaması anlamına gelebilir. Bu uygunsuzluk bazen dava türünden, bazen yer mahkemesinden, bazen de açılış sırasında yapılan işlem tercihinden kaynaklanır.
Örneğin bir uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesi yerine sulh hukuk mahkemesinde açılması, dava türü bakımından görev sorununa yol açabilir. Benzer şekilde davanın İstanbul yerine Ankara’da açılması, somut dosyaya göre yetki tartışması doğurabilir.
Bazı durumlarda ise dava türü doğru olsa bile UYAP ekranında yanlış adliye, yanlış mahkeme veya yanlış işlem türü seçilmiş olabilir.
Burada önemli ayrım şudur: Her yanlış mahkeme seçimi aynı sonucu doğurmaz. Hata, görev kurallarına ilişkinse mahkeme görevsizlik kararı verebilir. Yetki kurallarına ilişkinse yetkisizlik gündeme gelebilir.
Eğer konu yalnızca tevzi veya teknik işlem aşamasındaki bir düzeltme ihtiyacından ibaretse, süreç mahkeme kalemi, tevzi bürosu veya ilgili usulî talepler üzerinden farklı şekilde ilerleyebilir.
Görevli mahkeme, davanın konusuna göre uyuşmazlığı incelemesi gereken mahkemedir. Yetkili mahkeme ise davanın yer bakımından hangi mahkemede açılması gerektiğiyle ilgilidir.
Bu ayrım pratikte önemlidir çünkü yanlış mahkeme seçiminin sonucu, dosyanın görev veya yetki bakımından hatalı açılıp açılmadığına göre değişebilir. HMK’da yetki itirazının ileri sürülmesi, kesin yetki hâlleri ve yetkisizlik kararında yetkili mahkemenin gösterilmesi gibi konular ayrıca düzenlenmiştir.
Yanlış mahkemeye dava açılması, her durumda davanın otomatik olarak geçersiz olduğu anlamına gelmez. Mahkeme öncelikle dosyanın kendi önüne nasıl geldiğini, dava türünü, tarafları, görev ve yetki kurallarını değerlendirir.
Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkeme tarafından kendiliğinden dikkate alınabilir. Yetki bakımından ise kesin yetki ve kesin olmayan yetki ayrımı önemlidir. Kesin yetkinin söz konusu olmadığı davalarda, davalı tarafın yetki itirazını süresinde ve usulüne uygun şekilde ileri sürmesi gerekebilir.
HMK’da, kesin olmayan yetki hâllerinde davalının süresinde ve usulüne uygun yetki itirazında bulunmaması durumunda davanın açıldığı mahkemenin yetkili hâle geleceği düzenlenmiştir.
Mahkeme, dosyanın kendi görev veya yetki alanına girmediği kanaatine varırsa görevsizlik ya da yetkisizlik kararı verebilir. Bu karar, dosyanın esasına girilmeden usulî nedenle doğru mahkemeye yönlendirilmesi ihtiyacını ortaya çıkarır.
Ancak burada kritik nokta şudur: Dosya her durumda kendiliğinden, hiçbir işlem yapılmadan doğru mahkemeye gitmiş varsayılmamalıdır. HMK m.20, taraflardan birinin süresinde başvurarak dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesini öngörür. Bu başvurunun hangi tarihten itibaren iki hafta içinde yapılacağı, kararın kesin olup olmamasına, kanun yoluna başvurulup başvurulmadığına ve başvurunun sonucuna göre değişebilir.
Genel süreç şu mantıkla ilerler:
Bu süreçte yapılacak en kritik hata, karardan sonra dosyanın “nasıl olsa sistemden gider” varsayımıyla takip edilmemesidir. Özellikle de birden fazla avukatın takip ettiği davalarda, mutlaka bir kişi süreçten sorumlu tutulmalıdır.
HMK m.20’ye göre görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde taraflardan birinin, ilgili başlangıç tarihine göre iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurması gerekir. Bu başvuruyla dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesi talep edilir. Süresinde başvuru yapılmazsa mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilebilir.
Bu süre, hukuk departmanları açısından “takvime yazılacak bir tarih”ten daha fazlasıdır. Çünkü yanlış mahkemeye açılan bir dosyada şu bilgilerin birlikte takip edilmesi gerekir:
Süre yönetimi kişisel ajandalara, Excel tablolarına veya e-posta hatırlatmalarına bırakıldığında; kararın görülmemesi, sürenin yanlış hesaplanması, sorumlunun değişmesi veya talebin yapılmış sanılması gibi operasyonel riskler artar.
Görevsizlik veya yetkisizlik kararı sonrası dosyanın gönderilmesi için süresinde başvuru yapılmaması hâlinde davanın açılmamış sayılması riski doğabilir. Bu sonuç, yalnızca dosyanın kapanması anlamına gelmez; bazı durumlarda zamanaşımı, hak düşürücü süre, şirket içi sorumluluk, müvekkil raporlaması ve dava stratejisi açısından daha geniş sonuçlar doğurabilir.
Kurumsal yapılarda bu risk daha görünür hâle gelir. Çünkü tek bir dosyadaki süre kaçırma problemi, yüksek dava hacmine sahip bir şirket için münferit bir hata değil, süreç yönetimi eksikliği olarak değerlendirilebilir.
Süreç içerisinde aşağıdaki sorular da mutlaka yanıtlanmalıdır.
Excel, küçük ölçekli takiplerde pratik görünebilir. Ancak UYAP bağlantılı dava süreçlerinde kritik karar, süre, sorumlu ve dosya safahatı birlikte takip edilmediğinde Excel hızla yetersiz kalır.
Örneğin bir dosyada görevsizlik kararı verildiğinde, Excel tablosuna yalnızca “görevsizlik verildi” yazılması yeterli değildir. Şu bilgilerin de güncel ve denetlenebilir olması gerekir:
Bu bilgilerin farklı kişiler tarafından farklı dosyalarda manuel girildiği yapılarda veri bütünlüğü zayıflar. Güncel olmayan bir Excel dosyası, yanlış dosya durumu, süresi geçmiş aksiyon veya eksik raporlama anlamına gelebilir.
Kurumsal dava takip sistemi, yanlış mahkemeye dava açılması gibi olayları yalnızca geçmişte yaşanmış bir hata olarak kaydetmez; bu hatanın ardından yapılması gereken aksiyonları, süreleri ve sorumluları görünür hâle getirir.
İyi yapılandırılmış bir dava takip sistemi şu alanlarda değer sağlar:
Süre takibi: Görevsizlik veya yetkisizlik kararı sonrası dosya gönderme talebi için son tarih oluşturulabilir. Süre yaklaşırken ilgili kişilere hatırlatma yapılabilir.
Sorumlu atama: Dosyanın hangi avukat, hukuk operasyon uzmanı veya dış vekil tarafından takip edildiği netleşir.
Aksiyon yönetimi: Talep dilekçesinin hazırlanması, onaylanması, gönderilmesi ve sonucunun izlenmesi ayrı aksiyonlar olarak takip edilebilir.
UYAP dosya görünürlüğü: Dosya safahatı, kararlar, duruşmalar ve yeni esas numarası gibi bilgiler merkezi takip akışına bağlanabilir.
Kurumsal hafıza: Avukat değişse bile dosyanın geçmişi, alınan kararlar, yapılan talepler ve bekleyen işler sistemde kalır.
Yönetim raporlaması: Görevsizlik/yetkisizlik kaynaklı dosyalar, geciken aksiyonlar, riskli süreler ve dış avukat performansı raporlanabilir.
Doğru yapılandırılmış hukuk departmanlarında, yüksek müvekkil memnuniyet oranı ve düşük ekip stresini sıklıkla görmekteyiz.
Safahat.ai, kurumsal hukuk departmanlarının dava süreçlerini ve dosya takibini tek yerde yönetmesini sağlar. Sadece yanlış dava gibi durumlarda değil, kurumsal ekiplerde şunları da fark etmeniz için çalışır:
Safahat.ai ile UYAP uyumlu dava takip ve hukuk operasyon yönetimi için demo talep edin; kurumsal hukuk departmanınızın dosya, süre ve raporlama süreçlerini birlikte değerlendirelim.

